Kayıtlar

İYİ Kİ VARSIN

Kendim bildim bileli bütün dünyada tanınan, sözü geçen, insanların önünde saygıyla eğildiği bir kişi olmak istemişimdir. Nedendir bilmem bu isteğimi bugüne kadar bir türlü yerine getiremedim. Ne kadar uğraşsam da, çabalasam da boş. Sonuç her seferinde fiyasko oldu. Ben de artık mücadeleyi bırakmıştım. Çünkü başarabileceğime dair inancım kalmamıştı artık içimde. Oysa insanın önündeki en büyük engelmiş inancını yitirmesi. İnancını yitirip mücadele etmekten vazgeçen insanlar hayatta istediği hiçbir şeyi elde edemezmiş. Başarmak için inanmak ve istediğin şeyin peşinden koşmak gerekirmiş ve ancak bunu yapanlar başarıyı elde edermiş. Çok geç anladım bunu. Gerçi o karşıma çıkmasa ve ben her umudumu yitirip kenara çekildiğimde saatlerce dil döküp beni cesaretlendirmese ben yine bir fiyaskoyla karşılaşacak ve kendi başarısızlığıma bahaneler üretip duracaktım. Oysa şimdi onun sayesinde hayallerime kavuştum. İyi ki varsın. İyi ki tanımışım seni. Her zaman ama her zaman yanımda olmaya devam et.

YARIM KALAN BESTE

Yıllar önce bestelemeye başlamıştım bu parçayı. Seni ilk gördüğüm anda o kömür karası gözlerinin içine bakıp da kaybolduğumda.  O kadar güzeldi ki gözlerin her bakan kendinden geçer büyülü alemlere dalardı sanki. Zaten bana bu sözleri yazdıran da o büyülü gözler değil miydi? Kim bilir derinlerinde kaç kişinin izi vardı? Kim bilir o gözlere benimkinden başka kaç göz değmişti? Olsun be. Ne fark eder sonuçta sen bana bakmıştın ya. İşte o an yapmaya başladım bu besteyi. O yüzden her gün karşına geçip saatlerce seni seyredip durdum. Çünkü sen benim ilham perimdin. Ancak bu şekilde bu besteyi tamamlayabilirdim. Fakat sen buna izin vermedin. Bugün yine sessizce seni izlemeye gelmiştim ki buraları terk ettiğini öğrendim. O an ne duruma düştüğümü bilemezsin. Keşke o sahneyi hiç yaşamamış olsaydım da sen yine burada benim karşımda olsaydın. Ben yine gözlerinin içine baka baka aşkımıza adadığım bu bestenin sözlerini tamamlayabilseydim. İzin vermedin buna. Onun için yarım kaldı bu p...

AYAĞA KALK

Bilir misiniz hayatta başarıyı yakalayanlar kimlerdir ? Kimler bu hayatta her istediğini elde eder bilir misiniz? Bakın ben anlatayım da siz de dinleyin. Başarıyı elde edenler yürüdükleri yolda karşılaştıkları engeller sonucu yere düşen fakat her şeye rağmen ayağa kalkmayı becerip yılmadan, usanmadan yoluna devam edenlerdir. Yani her ne pahasına olursa olsun koydukları hedefe doğru kararlı bir şekilde yürüyenlerdir. Zira bu hayatta her istediğini elde edebilmiş ne kadar insan varsa hepsi ancak bu söylediklerim sayesinde bunu başarmıştır. Bakın Fatih'e, Mustafa Kemal'e, Süreyya Ayhan'a velhasıl aklınıza gelen ne kadar büyük işler başarmış insan varsa hepsine. Hangi biri başladığı işi önüne ilk çıkan engelde ya da hedefine doğru yürürken  düştüğü ilk yerde tamam artık ben bu iş bu saatten sonra yapamam artık ya da ben buradan hiç bir şekilde kalkamam artık diyerek yarıda bırakmıştır. Bıraksalardı eğer bugün bütün dünya onları konuşuyor olur muydu? Öyleyse bütün dünyada adını...

KIRIK GİTAR

Bak işte ben geldim. Elimde yine o kırık gitar ve yine o sevdiğin şarkıyı çalmaya çalışıyorum. Hani ben seni alamadım şu yalan dünyada adlı parçayı. Sen her zamanki gibi kafanı çevirip beni görmezden gelip geçip gittin yanımdan. Az ileride kırmızı spor arabasıyla seni bekleyen şımarık zengin züppesinin arabasına bindin ve arkana bakmadan gittin. O an neler hissettiğimi anlatamam. Sanki içimde fırtınalar koptu. Kendi kendime keşke şu içimde kopan fırtına beni kimsenin olmadığı ıssız bir yere fırlatsa da şu yalan dünyanın sıkıntılarından, sahte sevdalarından ve iki yüzlü insanlarından kurtulsam diye geçirdim. Sonra bir anda bir ürperti tuttu ve kendime geldim. Kırık gitarımla dahi olsa, hani şu sana ilk açıldığım gün elimden kapıp kafamda kırdığın o gitarla, senin içinde olmadığın hiç bir yerde mutlu olamaz ve yaşayamazdım. Çünkü sen benim hayat kaynağım, mutluluk reçetemdin. Her  ne kadar sen bunu anlamamış  olsan da. Olsun be önemli değil artık gülüm. Çünkü artık bu hayatta t...

İNSAN OĞLU

İnsanoğlu; Allah'ın (cc) yeryüzüne göndermiş olduğu en değerli varlıktır. Bunu Tiyn suresinin dördüncü ayetinden de anlayabiliriz. Gerçekten de  Ademoğlu yaratılmışların en mükemmelidir çünkü başka canlılarda bulunmayan akıl dediğimiz muhteşem yapı sayesinde dünya üzerinde isteyip de elde edemeyeceği hiçbir şey yoktur. Dikkatlice bakıldığında dünya üzerindeki başka hiçbir varlığın onun kadar olağanüstü yeteneklerle donatılmadığı, Allah'ın sıfatlarından bazılarının ondan başkasına bahşedilmediği çok rahat bir şekilde fark edilebilir. Tabi bu mükemmel yetileri doğru zamanda ve doğru yerde kendi amacına hizmet edecek şekilde yönlendirmek de yine insanın kendi becerileriyle ilgilidir. Zira eğer bu yeteneklerini amaçlarına doğru, orantılı bir şekilde yönlendirebilmeyi başarabilirse o zaman bütün dünya onun önünde kendisine hizmet edebilmek amacıyla diz çökecektir. Başaramadığı zamanda kendisi bunu becerebilenlere diz çöküp hizmet eden kişi olacaktır. Karar sizin. Güç sahibi olup ön...

LABİRENT

Labirent; yolların ya da geçitlerin çokluğu, karışıklığı yüzünden içinden kolay kolay çıkılamayan yerlere denir. Hayatta bazen bir labirent gibi gelir insanoğluna. İçinden çıkılması zor bir problemler yumağı gibi. Sanki karanlık ve bir kapı hariç etrafındaki bütün kapıları uçuruma açılan bir yerdeymiş gibi hissedersiniz kendinizi. Böyle durumlarda oradan kurtulmak için ya birilerinin sizi gelip oradan çıkarmasını beklersiniz ya da olduğunuz yer de kalmayı tercih edersiniz. Nedendir bilinmez kimsenin aklına oradan kurtulmak için risk almak gelmez. Ama bulundukları yerden kurtulmak için risk almaktan yapabilecekleri başka bir şey de yoktur. Bunu yapabilmek ise cesaret gerektirir. Hayatta böyledir bazen. Eğer içinde bulunduğunuz noktadan bir adım ötesine geçmek istiyorsanız yapmanız gereken tek şey bütün cesaretinizi toplayıp risk almaktır. Çünkü risk almak günümüzde güvende olmanın en önemli yoludur.

KÖTÜ GÜN DOSTU

Ali ve Fatma aynı yılın aynı günü aynı mahallede dünyaya gelmiş iki çocukluk arkadaşıydı. Fatma zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözlerini açarken Ali ise yoksulluktan derme çatma bir evde oturmak zorunda kalan ve kıt kanaat geçinen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Fakat ailelerinin birbirine zıt bu durumları onların iyi arkadaş olmalarını engelleyememişti. Her ne kadar Fatma'nın ailesi bu arkadaşlığı istemesede. Öğrencilik yıllarında ikisi de ayrı ayrı okullara gitmek zorunda kalmıştı. Çünkü; Fatma'nın ailesi zengin olduğu için ona kolejde eğitim aldırmış, Ali ise bir devlet okuluna, hem de eğitimi hiç de iyi olmayan öğrencilerin bir sırada beş kişi birlikte oturarak ders aldığı bir okula, gitmek zorunda kalmıştı. Aradan epey zaman geçmiş, lise çağına gelmişlerdi. Fakat ikisi içinde yaşanan herhangi bir değişiklik olmamıştı. Fatma yine özel bir kolejde eğitim almış, Ali ise devlet okuluna gitmeye devam etmişti. Lise son sınıfa geldiklerin de girdikleri sına...